11 Mart 2012 Pazar

Ödev siteleri

Yine aylar önce draft eylediğim bir yazı. bizim cadının zamanında hazırladığı bir ödevi, sitenin birinde satılır halde bulunce dellendikten sora yaptığım araştırmalar sonucu konu hakkında yazmk istemiş ve aşağıdaki taslağı oluşturmuştum. Çok da fena değilmiş, aslında; olduğu gibi yayınlayabilirmişim ama işte şu mükemmeliyetöiliğin gözü kör olsun!!

Velhasılıkelam, buyrun efem:


Bu sitelerden çok var. Ben de birkaç tane bulmuştum. Adamlar s.s.s. kısmına "biz sadece arama hizmeti yapıyoruz, bunlar zaten nette olan şeyler" gibi bir şey yazıp sorumluluktan kurtuluyorlar. İşin kötü tarafı adamlar google ın yaptığını paralı yapıyor, hepsi bu.

Ben de çok sinirlendim ilk gördüğümde! Ama adamların yaptığı bir nevi "google kullanma hizmeti" satmak. Bunun da suç teşkil eden bir yanı yok, maalesef!

Eser sahibinin internete, google dan bulunabilecek şekilde koyduğu bir şeyi, googledan bedava arayıp bularak, bulduklarını değil, bu arama hizmetini satarsan, maalesef suç işlemiş olmuyorsun. Aptalca ama doğru.

Tabii ki gerçekten bunu yapıyorlarsa. Eğer bu dosyaları kendi sunucularında depoluyorlarsa bilfiil HIRSIZLIK yapıyorlar. Ya da orada bulduğunuz bir dosya internete sizin tarafınızdan koyulmadıysa, bu sefer de o dosyayı nete koyan suçlu; maalesef o site değil.

Buradaki sorunun o ödevleri paylaşmak olmadığını biliyorum. Sonuçta bilgi paylaşılmalıdır; bunu sonuna kadar savunurum. Sorun benim paylaştığım şeyi o adamların satıyor olması. İşte o adamların kurnazlıkları dosyaların sadece linklerini satmaları; maalesef.

Karadeniz Sahil yolu - Fispuk yorumu

Tee bi zaman feyspukta bir arkadaş ile Karadeniz sahil yolu meselesi üzerine tartışmış, sonrasında olayın başka yerlere gitmesi münasebetiyle de birbirimize girmiştik :) Sonradan uzun uzun mesajlar sonunda medeni bir seviyeye gelmiştik tekrar. Ha, arkadaşlık meselesinde aynı kıvamda olamayacak kadar bilgisahibi olduk birbirimizin fikirleri hakkında, o ayrı; ama en azından medenice tartışır hale dönmüş olmamız iyi bir şeydi.

Neyse, çok uzattım.

O zamanlar tartışmanın -şimdi hatırlamadığım- bir kısmında yazdığım bir yorumu, buraya da koyarım diyerekten draft eylemişim. Üstünden çooook vakit geçti ama, bu mevzuda nasıl düşündüğümü ve hissettiğimi anlamanız açısından, tatışmanın hararetiyle yazılmış bir metin iyi bir araç olur diye düşünüp yayınlamak istedim. Hararet, bazı Türkçe hatalarına da yol açmış, affola :)


Yorum:
O yollar yapılırken hiç bir akademisyen dinlenmeden, halkın isteğini hiç bir taraflarına takmadan yolu inadına yaparlarken "KATLEDİLEN" karadeniz sahilleri ne olacak peki; sahilini korumak isterken yitenler, yitirilenler ne olacak! Yitenler derken şaka yapmıyorum: Bu uğurda "ÖLEN"ler var( http://bit.ly/k5ppWO ), yolun tekniğe, akla aykırı yapılışından dolayı ölen onca insan var (http://bit.ly/kMRu0T ), yine yolun yanlış yapımından kaynaklanan onca sel ve o sellerin mahvettiği, aldığı hayatlar var ( http://bit.ly/dd7iny )!!!

Utku'nun "Kıbrıslılığı"na laf ettiniz, alttan aldı, helal olsun; ama karadenizle ilgili tek kelime etmeyin, ne alttan alırım, ne kalp kırmaktan kaçınırım! 

Çok değil lan daha 10 sene önce sahil kenarında yürüdüğüm memleketimde şimdi sahil yoldan (yanlış anlaşılmasın aynı yoldan, yolun bir yere gittiği yok) 200 metre belki daha fazla ötede! ( http://g.co/maps/m8p64

Geçtim "çevreci takımı" ayaklarını, aynı yolu yılda bir yeniliyorlar bizim orada! Karadeniz bu, hırçın, bendine sığmaz; habire gelip alıyor yoldan, bazen ufak bazen fazlaca. Habire heyelan oluyor, yol koca koca kayalarla, toprakla doluyor. Niye, adam akıllı yapılmayan yol, sürekli yağan yağmurun denize ulaşmasını engelliyor. 

Say say bitmez; ölenler de, yitirilenler de, maddi, manevi... 

Peki hiç mi iyi yanı yok canım bu yolun? 

Olma mı? Ankara'dan Arhavi'ye 16 saate gidiyorduk, şimdi 14 saate gidiyoruz. 

Onca şeyi kaybetikten sonra sıçarım 2 saatlik kazanca!!!

Hayata döndürme çabaları...

En son on buçuk ay önce yazmışım burada! Oha dedim bi an!!!

Sosyal medyanın diğer mecralarında biraz da olsa faaldim bu arada, ama burayı fena ihmal etmişim yahu :(

Neyse, bu gidişe bi dur demek adına yeni mecralar bakındım geçende, burasıyla harmanlayabileceğim.

Storify diye bir şey buldum ve bayıldım resmen!

Sosyal medyanın farklı kısımlarından parçalar alarak birleştirerek hikayeler anlatabileceğiniz bir ortam. Az önce de ilk hikayemi anlattım, twitter'dan iki tweet kullanarak. Hayli kısa bir hikaye oldu ama başlangıç için idare eder :) Storify'ı bulmamı sağlayan arayışın sebebi de buydu aslında; kısa kısa, ufak tefek, hap kıvamında bişiler anlatayım ama twitter da olduğu gibi araya kaynayıp gitmesin, blog gibi derli toplu dursun.

Ama Storify'ın çok daha güzel  yanı, sosyal medyanın ve webin genelinden parçaları kolayca toparlayıp birleştirebilmeye ve bu hikayeleri başka yerlere gömebilmeye imkan sağlaması!!!

İlk denememiz aşağıdadır efem:
Tek sıkıntı, tasarım olarak buraya pek uymuyor oluşu. Bakalım ona da bir çözüm bulabilecek miyim?

Böylece yayınlıyorum ki o çözümü bulmayı beklerken bu yazı da yalan olmasın :)

Ha bir de "Compose" kısmında bu gömülü parça görünmüyor, "HTML" kısmından ayarlamak lazım ayrıntıları. Büyük bir sorun değil ama belirteyim istedim.

Yorumlar aracılığıyla, fikirlerinizi paylaşırsanız bu yeni yaklaşımla ilgili, çok mutlu olurum efem!!




Ekleme: Gömülü kısım, Google Reader'da HTML kodu olarak görünüyor, düzgün hali sayfanın orijinalinde. Düzeltmek için ne yapılabilir bakacağım ilk fırsatta (hadi oradan yalancı, hoşuna gitti di mi :p)

26 Nisan 2011 Salı

Oy vermem ben!

İyi halt edersin!!!

Feyspuktaki bir paylaşıma yapılan yoruma dellenip alttakileri yazdımdı da burada da olsun istedim.

Oy vermeyince neyi değiştireceksin?!!

Hiç birimiz vermeyelim, AKP "taraftarları" ölseler verecekler, meclisin tamamı AKP'li olsun, adamlar %100 ile başa gelsin... Bu mudur yani çözüm?!!

Azcık düşünün yahu!

40 milyon seçmenin 35 milyonu, bırak 35 i 39 milyonu oy vermese, "böyle olmadı bu yaa, biz bu seçimi iptal edelim" mi diyecekler sizce? O 1 milyonun oyuyla 70 milyonluk ülkeyi yönetecekler!

"Kullanmayın siz daha oy... adamlar ibadet eder gibi gidip oy atıyorlar.." (demiş paylaşımın altına biri) Aynen katılıyorum.

Ha, işin bir de öbür tarafı var: "Al iste al birini vur otekine!" ve "OY VERDIGINIZ ADAMLARA BI BAKIN LAN!"(demiş paylaşımı yapıp oy kullnamam diyen). Bu ikisine de aynen katılıyorum.

E peki çözüm nedir, önerin nedir, ne yapalım yani derseniz, en berbatını yapmaktansa kötüsünü yapın derim. Evet kötünün iyisine talim etmek zorundayız maalesef. Ya da taşın altına elimizi sokacaz. Ama o da imkansız bu ülkede. En kafası birbirine uyan adamlar toplansak üç gün sonra bölünür 5 parti oluruz.

Bitti.



Ekleme:


                                           2002 Seçimleri       2007 Seçimleri
Toplam Seçmen..................: 41.407.015          42.799.303
Toplam Geçerli Oy.............: 31.510.007          35.049.691
Oy Kullanmayan Seçmen...: 9.897.008            7.749.612
AKP`nin aldığı oy sayısı:....: 10.848.704          
16.327.291

AKP`nin aldığı vekil sayısı..: 363                      341


Kaynak: TUİK (linke tıkladığınızda istatistiğin tamamı gelecek.)



19 Nisan 2011 Salı

Aman doktor, canım doktor!..

Say say bitmiyor bunların bu ülkenin ocağına kibrit suyu dökmek için yaptıkları ( bknz. şu yazı, ama kesin okuyun, şimdi okuyun, daha bir anlam kazanacak benim aşağıda söylediklerim) , hâlâ "adamlar çalışıyor, onca güzel şey oluyor bu ülkede" diyenler var; inanılası değil ama gerçek!

Ha yok mu yaptıkları iyi bir şeyler; tabii ki var, bilmediklerimiz de vardır belki. Ama durum bir hastanın,

"Bu doktor parmağımdaki siğili, suratımdaki sivilceleri, ayağımdaki nasırları iyileştirdi. Ha bunları yaparken önce bir ayağım kangren oldu, kesildi; sonra karaciğerim iflas etmek üzere; kalbime giden ana damarlardan biri %75 tıkandı; bir de beynimde bir sıkıntı var, günün neredeyse yarısından çok vaktinde uyuşuk geziyorum. Daha da bişiler var da sayamayacağım. AMA, bunların hiçbirisi önemli değil; siğilimden, sivilcelerimden ve nasırlarımdan kurtardı ya beni bu doktor, yeter, başka doktor istemem!"

demesine benziyor. Yapmayın, yazıktır!

25 Mart 2011 Cuma

Almanya'ya el kol sallayarak...

girmek için, ya da diğer bir deyişle vizesiz girmek için yapılabilecek çok kolay bir şey var. Alman hükümeti, teee zamanında bize antlaşmalarla verilmiş olan hakkı uygulasak mı acaba diyerekten bir anketimsi yapıyor. Resmi bir dilekçe... Eğer 13 nisana kadar 50 bin kişi imzalarsa, vize kalkacakmış.

Ben imzaladım.
13126. kişiyim.

Eğer siz de imzalamak isteseniz (hele bi istemeyin) çok basit bir kaç adımda yapabilirsiniz. Şöyleki:


2- açılan sayfadaki yerleri aşıdaki resimde olduğu gibi doldurun.


3 - Mailinize -belki de ilk kez:)- almanca bir mail gelecek. Okumanıza gerek yok :p oradaki linke tıkıldayın.

4- açılan sayfada kullanıcı adı kısmısı Nutzer1234567 gibi bişi ile dolu olacak; DOKANMA! bi altta passwort kısmısına şifreni yaz ve giriş yap.

5 - Resme bknz. (ne güzel çizmişim di mi?:))

6 - bunu da ben çizdim :)

7 - Bunu da ayol.

ve işlem tamam!!!

bi onay sayfası gelecek, kapatıp çıkabilirsiniz. Bir tane daha alamanca mail gelecek. anı olarak saklar, torunlara anlatırken bugünleri "bakın bebeler, biz ne mücadeleler verdik alamanyaya vizesiz gidebilmek için. Gerçi siz vize nedir onu da bilmezsiniz" kıvamında cümlelerle, gösterirsiniz :))

Hade iki tıkıldayında kurtulalım şu vize belasında, 60'ar yuro bayılmaktan.

Ha dersen ki "ben kim alamanyaya gitmek kim, bana ne yaa"...
Getirme beni oraya, höt!!

14 Ocak 2011 Cuma

#24yas (#24yaş olsun istedim ama...)




Bu konu da uzun uzun yazasım geldi ama; "ne için, kim için, ne için" dedim içimden. Sonra da kısa kısa yazmak deyince -artık- akla ilk gelen yerde yazayım dedim. Ama buraya koymadan da edemedim.