24 Ocak 2009 Cumartesi

Mimlendim a dostlar.

Taze bloggerımız Angie, mimledi beni. Mim konusu "En Sevdiğin 5 Kitap". Lafı fazla uzatmadan başlayalım yazmaya.



1) Mercan Adası: Orijinal adı "The Coral Island" olan kitap, İskoç yazar Robert Michael Ballantyne tarafından yazıldı. 1857 yılında yayınladığı gibi gidip aldığım hatta erkenden alabilmek için üç gece kitabevinin önünde yattığım günleri dün gibi hatırlarım. Şaka bir yana, orta okul ikinci sınıfta halamın tavsiyesiyle okuduğum bir kitaptır. Türkçe hocamız haftada bir gün, iki dersini kitap okumaya ayırırdı. Kim ne istiyorsa okurdu o derslerde. Ben de bu kitabı okumaya başlamıştım. Öğlenciydim o zaman ve okuma dersi son iki derse denk geliyordu. Kitabı okumaya başladığım dersten sonra eve dönerken kitabı okumaya devam etmiştim. Evet, yürürken okuyordum:) Sokak lambalarının altında yavaşlıyor, iki sokak lambası arasında hızlanıyordum. Allah'tan ezilmedim o akşam; zira karşıdan karşıya geçerken bile okumaya devam ediyordum:)
Velhasılıkelam, gemileri mercan kayalıklarına çarparak batan, ıssız adaya düşen bir kaç çocuğun hikayesini anlatan bu kitap, sürükleyici anlatımıyla kendine bağlıyor okuru.

Not: Kitap şu an yanımda değil. Kitabın ve yazarın adı aynı ama resimdeki kapak bendeki kitabın kapağı değil. Kitap bu değilse karışmam:))


2) Peşin Öde: Catherine Ryan Hyde teyzenin "Pay it Forward" ismiyle yazdığı kitabı Uğur Alkapar Türkçe'ye çevirmiş. Kitabın arkasında,

"Herkesin iyilik yapmak için birbiriyle yarıştığı, aç ve parasız hiçbir insanın kalmadığı bir dünya düşünün. Sokakta bozulan arabanıza karşılık birinin gelip size kendi arabasını hediye etmesi bile sıradan bir olay. 2002 yılında dünya işte bu hale geldi. Her şey sıradan görünen bir çocukla başladı. Sosyal bilgiler dersi için verilen bir ödev herkesin yaşamını etkiledi: Dünyayı değiştirecek bir plan yapın ve bunu uygulayın. Sıradan görünümlü ama aslında büyük bir kahraman olan Trevor'ın planı ütopya gibi görünüyordu. Üç kişiye iyilik yapacaktı ve karşılığında bu üç kişiden başka üç kişiye iyilik yapmalarını isteyecekti. Adına Peşin Öde dediği zincir böylece uzayıp gidecekti. Başta başarısızlığa uğramış gibi görünen bu plan mucizevi bir şekilde yayılmaya başladı... Küçücük bir çocuk bile dünyayı değiştirebilir, yeter ki dünya buna hazır olsun."

şeklinde bir açıklama var. Kitabın her şeyi iyi, güzel ama kurgusu beni bitirmişti. Filmi de çevrildi "İyilik bul, iyilik yap" adıyla. Film de güzeldir fakat klasik "filmi kitabı kadar güzel olmamış" tadındadır.


3) Dünyaya Düşen Adam: 1963 yılında çıkan kitap Walter Tevis imzalı. "The Man Who Fell To Earth" adıyla yayınlanan kitap aynı adla sinemaya da uyarlandı. Şu sağda görmüş olduğunuz kapakta da zati filmin başrolündeki David Bowie bize bakmakta. Bunun da filmini beğenmedim; bugüne kadar kitabını okuduktan sonra filmini beğendiğim bir eser yok zati.

Şu solda görmüş olduğunuz kapak da orijinal olan. Ne yalan söyleyeyim, ben bunu daha çok beğendim.

"T.J. Newton, kendi gezegenini kurtarmakla görevli bir yerdışı varlıktır. Kazara iniş yapar, yeni bir gemi inşa ederken yalnız bir yaşama mahkûm olacağı nya'ya."
Kitap arkası yazısı böyle efenim. Bir ara kitap muhabbeti açıldığında ilk ve kesin bahsettiğim kitaptı. Okumak lazım yani:)





4) Bir Dinozorun Gezileri: "Oldum olası sevdim trenleri." adlı yazıma şöyle başlamışım:

"Daha ikinci sayfasındayım kitabın. Doksan küsur sayfa okuduğum "rezalet"ten sonra mı böyle hissettim yoksa gerçekten ilham mı fışkırıyor bu kitaptan? Bu yaşlı kadın çok iyi mi biliyor bu işi? Sanırım öyle... Kendi deyimiyle "Dinozor", anlamış, aydınlanmış, farkına varmış.

Önce anılarını yazdığı kitabın fazlaca beğenilmesine ne kadar şaşırdığından bahsediyor; sonra başlıyor anlatmaya. Küçük mutluluklar... "Beş duyuya sahip olmak yeter" diyor; "gerisi gereksiz hatta engel olacak sıfatlardır" diyor. Daha ikinci sayfada kağıt ve kalemi aldırıyor elime. Yazıyorum..."

İtiraf ediyorum: Düzelttim birazcık:) O zaman kurmuşum bir kaç bozuk cümle işte.

Kitabın arkasında da şöyle yazmakta:

"Mîna Urgan Bir Dinozorun Anıları'nı yazarken kitabının bu kadar çok okunacağını hiç beklemiyor, "Benim gibi bir kocakarının hayatını kim merak eder ki..." diyordu. Ama öyle olmadı. Yüzbinlerce kişi bu ufak tefek, beyaz saçlı, sigara içen, cesur, komünist ve ateist olduğunu televizyon ekranlarında söyleyen İngiliz Edebiyatı profesörünün anılarını okudu ve kendiyle alay etmeyi bilen bu zeki kadını çok sevdi. Çünkü o, Türkiye aydınının sıcak ve zeki dilidir. Samimi bir düşünce sahibinin, aykırı da olsa, tüm kesimler tarafından kucaklanacağının kanıtıdır. Türkiye şimdi de onun yeni kitabı Bir Dinozorun Gezileri ile yeryüzünde keyifli ve uygar bir yolculuk yapacak. "Dinozorca" yani az parayla, tadını çıkarmayı ve insanları tanımayı hedefleyerek yapılmış bu gezileri gülümseyerek okuyacak, okurken düşünecek, yeryüzünü ve kendini tanıyıp öğrenecek, sevecek. "

Çapa'da bir sahaftan almıştım bu kitabı. Sahaflardan kitap almak bir yandan çok hoşuma gidiyor bir yandan da hüzünleniyorum. Hoşuma gidiyor çünkü eski, yıpranmış kitaplar daha kişilikli geliyor bana; hüzünleniyorum çünkü terk edilmiş oradaki kitaplar, satılmış, istenmemiş. Evde onlar için yer yokmuş; kalabalık yapmışlar.

Fazla uzattım sanki. Okuyun işte; sevmemek gibi bir ihtimaliniz yok.


5) Mutluluk: Elimden bırakamadan okuduğum, bir an olsun düşünmeden edemediğim bir kitap...
"İyi hoş da bunları nasıl bir araya getirecek bu adam yahu?!" dediğim, bir araya getirdiğinde de "Vay anasını be!!" dediğim kitap...
Profesör karakterinin alıntı yaptığı o kadar çok kitap var ki "Yahu bu adam ne kadar kitap okumuş?" dedim iki de bir:) Bu adam derken yazardan bahsediyorum tabii ki:))

Livaneli bir kez daha hayran etmişti beni kendine.

Bunun da filmi çekildi. Beğenmeme ramak kalmış bir veya iki kitap filminden biridir. İzlenilesidir. Oyunculuklar gerçekten çok iyidir. Kitap filmi olmasa çok beğeneceğim bir filmdir.

Çok konuşmanın âlemi yok. Kitabı oku, filmi izle!!! Adamın asabını bozma uleyn!!!

Yorum Gönder